Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Tembel Yönetici

Yıllar öncesinde ünlü bir kasabada makarna fabrikası kurulmuş. Fabrikanın başına daha önceki başarılarıyla tanınan bir genel müdür getirilmiş. Fabrika çalışmaya başladıktan sonra hiç de fena sayılmayacak bir gelir getirmeye başlamış ve günden güne kar artmaya başlamış.Fakat genel müdür pek çalışkan değilmiş doğrusu. Şirketin sahipleri çoğu zaman onu odasında elleri başının arkasında camdan dışarı bakarken bulurlarmış. arada bir fabrikaya iner, işçilerle sohbet eder ve odasına geri dönermiş.

Bir gün yönetim kurulu bir araya gelmiş ve demişler ki : ” Eğer bu fabrika şimdi böyle kar ediyorsa, başına bir de çalışkan bir yönetici getirirsek görün kazanacağımız parayı”. Genel müdürü görevden almışlar ve yerine Okumaya Devam »

Gören ve Görmeyen

Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:

– Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanıbaşındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:

– Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde. Adam, çocuğun da yabancı olmasIna rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez. Çocuk:

– Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.

– İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm?

– Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk. Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara.

Hem biraz derin nefes alırsanız, Okumaya Devam »

Aşk

Aşk / Cemal Süreya

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken

Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.

Cemal Süreya
(1954)

Güler Yüz

Aristo ders esnasında, öğrencilerinden birine bir meseleyi en ince ayrıntısına kadar izah ettikten sonra der ki:

–        Anladın mı?
–        Evet der öğrencisi.

Aristo:  –    Ama sende anladığına dair bir işaret göremiyorum, der.

–        O işaret nedir? diye sorulduğunda,
–    Güleryüz evladım, güleryüz. Anlamış olsaydın sevinirdin, der.

İki Kişi

Xenocrates (Zenon) bir öğrencisiyle konuşuyor, o ne derse öğrencisi sürekli onaylıyormuş. Filozofun sabrı tükenmiş ve bağırmış:

“Hiç olmazsa bir kere itiraz et, başka bir fikir söyle de, iki kişi olduğumuzu anlayayım.”

Gerçek Mutluluk

M.Ö. III. asırda yaşamış Yunan filozofu Menedem’e, sohbet esnasında birisi, “İnsanın istediğini elde etmesi büyük bir saadet” dedi.

Filozof bu söze şöyle karşılık verdi: “İnsanın elindekilerle yetinmesi daha büyük bir saadettir.”

Gözünüzde bir canlandırın çoğunuzun bir gün “baba 30 Ağustos önceden bayram olarak kutlanıyormuş 30 Ağustos’da ne oldu? ” diye sorarsa ne diyeceksiniz?

Çünkü öyle bir algı yönetimi yapılıyor ki 30 Ağustos gibi bir tarihi bile artık sadece bir tatil fırsatı olarak görüp anlamını unutmaya başladık, bir çok milli bayram gibi… 

Aklı olup düşünebilen herkes bu ülkede özgürce yaşıyorsak bunu Atatürk ve beraberinde savaşan şehitlerimize borçlu olduğumuzu inkar edemezler…

İnkar edenler zaten bu bayramlarımızı bu değerlerimizi bize unutturmaya çalışanlardır. Çünkü onlar insanların özgür iradeleriyle yaşayıp düşünmelerini istemezler öyle bir ortamda hayallerini gerçekleştiremeyeceklerini bilirler.

Zafer Bayramı, 1922 yılında 26 Ağustos’ta başlayıp, Okumaya Devam »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 254 takipçiye katılın