Feeds:
Yazılar
Yorumlar

İngiliz kanunları kötülüğü cezalandırır, Çin kanunları ise daha fazlasını yapar; erdemi ödüllendirir.

Gold Smith

BAKELE

BAKELE

Benim babaannemdi, ama bütün köyün, annemgilin ve dedemin dediği gibi Bakele derdim ben de ona. Dedeme ise dede.

Dedem, babamın anneme davrandığından daha iyi davranırdı Bakele’ye.
“Sen yorulma, ineği ben sağarım.” Gider sağardı.
“Su vereyim mi Bakele?” Verirdi.
Bazı geceler çok soğuk olurdu yayla, “Dur Bakele…” derdi elindeki odunları alıp. “Sobayı ben yakarım.” Yakardı.
Şehre indiği her sefer kalın kalın kitaplar getirip “Bakele…” derdi, “Al. Oku sen. İşlere ben bakarım.” Bakele dedeme kocaman güler, “Sağ ol İbrahim.” deyip gömülürdü getirdiklerinin arasına. Okurken, suyun altına girmiş de nefesini tutuyormuş gibi gelirdi bana. Sıkılırdım önce, sonra korkardım, sonra gidip dedemin eteğini çekiştirir, “Bakele’ye bi şey mi oldu dede?” diye sorardım. Okumaya Devam »

Mana

Mehmet Akif, Baytar Mektebinde müdür muavini olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen bir yazıyı anlaya­maz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendiyi aratarak yazıda ne demek istediğini sorar:

Salih Efendi, “İki türlü mana çıksın diye böyle yazdık efendim” cevabını verince, Akif dayanamaz ve:

“Hayret doğrusu,” der. “Biz birini bile çıkartamadık.”

bisiklet_is

Sedef Çiçeği

sedefcicegiSEDEF ÇİÇEĞİ
Mahkeme salonunda, seksen yaşlarındaki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla, suskun ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözlerini ve bitkin bakışlarını süzüyordu. Hakim tok sesiyle, yaşlı kadına:
– Anlat teyze, neden boşanmak istiyorsun?
– Yaşlı kadın, derin bir nefes çektikten sonra ba-şörtüsüyle ağzını aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı.
– Bu herifin ettiği, yetti gayri. Elli yıldır bezdirdi hayattan… Boşanmak istiyorum…
Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda… Sessizlik, bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu. Kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı birlikte yaşanmış elli yılın ardından? Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı… Kadın neler diyecekti? Herkes, onu dinliyordu. Yaşlı kadının gözleri doldu ve devam etti: Okumaya Devam »

EVLİLİK ve MUTLULUK

Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk ay­larında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değil­lerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da, evlenme­den önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi. Ama şimdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkmasına yetiyordu.

Bir akşam oturup, ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de, boşanmayı istememekle beraber, işlerin böyle gitmeyeceğinin farkındaydılar.

Erkek, “Aklıma bir fikir geldi” dedi. Okumaya Devam »

Ders

Talebelerden biri Sokrat’a sormuş:

“Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin ve onlara hi­tabet sanatını öğrettiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuş­ma yapmıyorsun?”

“Evlat”, demiş Sokrat.

“Bileytaşı keskin değildir amma en sert demiri bile keskin eder.”

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 208 takipçiye katılın