Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Hikaye’ Category

Kahve Çekirdeği…

Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş.
“Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum” demiş.
Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı “Olur” demiş çekine çekine.
Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.
“Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana” demiş oğluna.
Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş… Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına.
Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş.
Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış.

Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu.
Yemek masasında üç tabak duruyormuş.
Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş.
Sonra oğluna dönüp sormuş: “Ne görüyorsun?” (daha&helliip;)

Read Full Post »

Yönetim Felsefesi
Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verildi.
Her iki takımda performanslarının en üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık döneminden geçti.
Büyük gün geldiğinde iki takımda kendini hazır hissediyordu..
Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazandılar….
Yarış sonrası Türk takımı çok sarsılmıştı.
Türk şirket yönetimi yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verdi.
Yapılan araştırmalar, analizler ve uzun çalışmalar sonucu hata bulundu ve çözüm önerisi getirildi.
Japonların takımında 8 kişi kürek çekiyor,1 kişi dümencilik yapıyordu.
Türk takımında ise 1 kişi kürek çekiyor,8 kişi dümeni kullanıyordu.
9 kişilik Türk takımı Japonlarla bir yarış yapmak üzere yeniden yapılandı. Yeni yapılanma şekli şöyleydi;
4 dümen müdürü, 3 bölgesel dümen müdürü, kürek çekmekle görevli kişinin performansından sorumlu bir dümen yöneticisi ve kürek çekme elemanı.

İkinci yarışı Japonlar iki kilometre arayla kazandılar. Tepesi atan Türk şirketi yönetim kurulu hemen harekete geçti;
Yarışın kaybedilmesinden sorumlu tutulan kürekçi kovuldu ve müdürlere sorunun çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verildi.
:)

Read Full Post »

BEN O ÇOCUKLARI SEVDİM

Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallesine göndermiş ve o bölgede yaşayan 200 erkek çocuğun durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti.
Araştırma yapan öğrencilerin hemen hepsi bu çocukların gelecekte hiç bir şanslarının olmadığını dile getirmişlerdi.
Bundan tam 25 yıl sonra bir başka sosyoloji profesörü, araştırmaları esnasında bu çalışmayı buldu ve öğrencilerinden bu projeyi sürdürmelerini ve aynı çocuklara ne olduğunu araştırmalarını istedi. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bir otobüs duraginda karsilasmislardi ilk kez…. Biri tipta okuyordu, öbürü mimarlikta. O ilk karsilasmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karsilasabilmek için, hep ayni saatte, ayni duraktan, ayni otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç… Birbirileriyle konusacak cesareti bulmalari biraz zaman aldi ama sonunda basrdilar. Ikisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardi aslında. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Martıların Hikayesi

Zamanın birinde köyde çok güzel bir prenses varmış.

Babası kızı yola çıktığında herkesin başlarını eğmesini ve kızına bakmamasını istermiş …

Prenses sokağa çıkar çıkmaz herkes pencereleri kapatır hemen başlarını öne eğerlermiş. (daha&helliip;)

Read Full Post »

İntikam

Aaron Hacker’in emlak bürosunun önünde New York plakalı kırmızı, spor bir araba durdu. Arabadan inen şişman adam, büroya doğru yürüdü. Sıcaktan ter, ince elbisesinin üstüne kadar çıkmıştı. 50 yaşında görünüyordu. Yüzü heyecandan kızarmış, fakat kısık gözlerindeki kararlı, donuk bakış değişmemişti. İçeriye girince başıyla Aaron’a selam verdi.

- ”Bay Hacker?” Aaron gülümseyerek,
– ”evet benim, sizin için ne yapabilirim. Bay..?” (daha&helliip;)

Read Full Post »

Hayattaki Seçenekler

Ne yapardınız? Kararı siz verin. Komik bir cümle beklemeyin, çünkü yok. Yine de okuyun.

Sorum su: Aynı kararı siz verir miydiniz?

Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul için bağış toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula ve kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu: (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bir Masal Gibi

yillar-sonra.jpg60 yıl süren ayrılıktan sonra kavuşan iki sevgilinin, Hannah ile Michael’ın,
“Sevgi Günü” nedeniyle internette yayınlanan olağanüstü öyküsü.


Dondurucu soğukta bir an önce evime varabilmek için hızla yürürken, bir ara ayağım bir cüzdana çarptı. Hemen eğilip aldım ve sahibine ait bir kimlik bulabilmek umuduyla içini karıştırmaya başladım. Cüzdanda üç dolar para ve eski bir zarftan başka bir şey yoktu. Zarfın çok eski olduğu, yalnızca renginin sararmasından ve kat yerlerinin yıpranmasından değil, üzerindeki 1924 tarihli damgadan da anlaşılıyordu. Demek ki bu zarf, tam 60 yıl önce verilmişti postaya.
Zarfın üzerinde, gönderen kişinin de, gönderilen kişinin de adı yoktu. Alıcı adı ve adresi yerinde yalnızca bir posta kutusu numarası ve Londra yazısı, sol üst köşede ise yalnızca gönderenin adresi vardı. (daha&helliip;)

Read Full Post »

BAYRAM BALONLARI

balon.jpgYaşlı adamın hastalığına çare bulunamayınca, kendisine evliya denilen birinin adresini vermişler. Söylenenlere göre en ağır hastalar o zatın duasıyla iyileşebiliyormuş. İhtiyar adam verilen adresi çaresizlik içinde cebine atıp doktorun yanından ayrıldığında, sokağın köşesinde simit satan 6 – 7 yaşlarındaki bir çocuğa rastladı. Çocuk son derece masum gözlerle kendisine bakıyor ve onu tanıyormuş gibi gülümsüyordu. (daha&helliip;)

Read Full Post »

BİR BARDAK SÜTÜN HATIRI

Nurgül, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu.
O gün, hiçbir şey satamamıştı ve karnı da çok açtı.
Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek bir şeyler istemeye karar verdi.
Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı.
Yiyecek bir şeyler yerine “Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?” diyebildi yalnızca.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

BİLMEK İSTİYORUM

soruisaretleri.gifGeçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor. Neyi özlediğini, Kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum.
Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor. Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için Bir aptal gibi görünme riskini göze alıp almayacağını bilmek istiyorum. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Nasıl Mutlu Olunur?

Ufak tefek, kendinden emin ve gururlu, her sabah sekizde giyinip kuşanan ve her ne kadar kör bile olsa saçlarını kıvırıp makyajını mükemmelce yapan yaşlı hanım bugün bir huzur evine taşındı.

70 yaşındaki kocası ise geçenlerde gereken hamleyi yapıp Allah’ın rahmetine kavuşmuştu. Huzur evinin kapısında sabırla beklenen bir kaç saatin ardından, odasının hazır olduğu söylendiğinde tatlı tatlı gülümsedi. Yürütecini asansöre yönlendirdiği sırada, kendisine odasını anlatmaya başladım, penceresinde asılı perdelerden de söz ettim. (daha&helliip;)

Read Full Post »

ÖDENMEYEN GÜN

prenses.jpgGüzeller güzeli bir prensese, 22 yaşındayken bir beyefendi sürpriz bir teklifle gelir. Hasta kızı için gençlik yılları aradığını söyler ve “Bana gençliğinizden bir yıl ödünç verirseniz, ömrünüz sona ermeden onu gün gün size geri ödeyeceğim” der. Prenses henüz o kadar gençtir ki, cömertçe gözden çıkarır bir yılı; ödünç verir beyefendiye… 23 yerine 24 yaşına basar o yıl yaş gününde… Yıllar yılı hatırlamaz verdiği borcu… Ancak; (daha&helliip;)

Read Full Post »

Gerçek Dilenci

Bir kral sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar. “Dile benden ne dilersen” der. Dilenci güler ve “Sanki dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz.” diye yanıtlar. Kral alınır ve söyleşi koyulaşır.

-Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle hele, ne istiyorsun?

-Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım.

Kral bastırır:

-Ne istersen verebilirim. Ben güçlü bir Kralım. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

BALIKÇI VE DENİZKIZI

Denize doğru inen dik yokuştan aşağıya doğru bir delikanlı yürüyordu, başı önünde dalgın, dalgın. Bir garipti genç ara sıra başını kaldırıp etrafına bakınıyor ama bir şey görmüyordu, ne kuş seslerini duyuyor ne de insan seslerini hatta önün de uzanan uçsuz bucaksız masmavi denizin farkında bile değildi.

Genç adam yürüdü, yürüdü, ayaklarının ıslanması ile kendine geldi, kumsala varmış, dalgalar ayaklarına vuruyordu ayakkabıları ıslanmıştı, eğildi onları ayaklarından çıkardı, paçalarını sıvadı ve hafifçe batmaya yüz tutmuş güneşi seyretmeye başladı. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 206 takipçiye katılın