- Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif.
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü…
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin.
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna,
ne kadar yaşarsan yaşa, sevdiğin kadardır ömrün.
Gülebildiğin kadar mutlusun,
üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi, sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hisseciğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.
İste budur hayat!
İste budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
bunu da öğren:
Sevdiğin kadar sevilirsin…
Can Yücel
- UNUTMA Kİ
Sen uykusuzluk nedir bilir misin,
Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı hiç,
Gözlerini tavana dikip,
Düşündüğün oldu mu bütün gece,
Ve bütün bir gün,
Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç ,
Gelmeyince ,
Seni aramayınca ,
Ölesiye ağladın mı ,
Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların ,
Ona ait ne varsa ,
Bir bir hatırladın mı ?Sen günden güne erimeyi bilir misin ,
Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi ,
Bir teselli aramayı ,
Issız parklarda,tenha sokaklarda ,
Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda ,
Deli divane yollara düşüp ,
Yaşlanmış bir köpek gibi ,
Eskimiş bir gömlek gibi ,
Atılmışlığını hissettiğin oldu mu ?
Sevmekten ,
Günler geceler boyunca yürümekten ,
Elin ayağın yoruldu mu ?Sen yalnızlığın acısını bilir misin ,
Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına ,
İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı ,
Bütün gururunu çiğneyip ,
Sevdiğinin geçtiği yollarda ,
Bastığı toprakları eğilip öptün mü ,
Sen çaresizlik nedir bilir misin ,
Sen yokluk nedir gördün mü ,
Yanan başını ,
Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden ,
Sen her gün bin defa öldün mü ?Böyleyim diye ayıplama beni ,
Bir gün kendimi ,
Sonsuzluğun koynuna bırakırsam ,
Yaralı ve yenik bir asker gibi ,
Darılma ,
Unutma ki ,
Her seven adsız bir kahramandır ,
Unutma ki ,
İnsan ; sevebildiği kadar insandır…
Ümit Yaşar Oğuzcan




Merhaba, bende tatildeydim.Muğla-Yatağan oralıyım.Marmarise de gitmeden olmaz tabi,iyi geldi.Sizleri özledim.Bu güzel şiire takıldım. Gezdiğin kadar görüyor, öğreniyorsun diyeceğim.
“sevdiğin kadar sevilirsin” Evet diyemiyorum. Güzel yurdum binbir renk.Belki sizde karşılaşmışsınızdır.Bazı yörelerimizde anne-babalar büyüklerinin yanında çocuklarını sevip öpemiyor.Kim evladını sevmez ama çocuk sevdiği kadar karşılık bulamıyor, yanında dedesi varsa babasına sarılamıyor.Onun küçük yüreği sevdiğim kadar niye sevilmiyorum diyordur.
Karşılıksız aşklara ne demeli.Kimimiz bu yüzden aşka inanmayız.
Dostlarımız-arkadaşlarımız, genel de en değer verdiklerimiz hüsrana uğratırsa, bunun acısı daha da ağır olmazmı?Sende mi ? deyip yıkılırız.Kendi özeleştirimi yapayım.Şimdi ben onları sevmediğim için mi onlar beni ağlattı sevmedi.
Bizler yüreğimizdeki sevgiden eminiz ya karşımızdaki de aynı sevgiyi taşıyor inancında olup aldanıyoruz.Taşıyor olmalı umuduna sarılıyoruz.”Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim ” diyenler de vardır aramızda.
Şuan benim gibi “Sevdiğim kadar Sevilmedim” cümlesini yürekten itiraf edenlerde kesinlikle çoğunluktadır.Kendi adıma ben; beni sevmeyenleride sevdim.Taş atana gül attım.Sevebildiğim kadar yaşadığıma inandim.Berrin
MERHABA BERRİN HANIM .. YAZDIKLARINIZ ÇOK GÜZEL VE İÇTEN. 3 SENE SONRA CEVAP YAZDIGIM İÇİN ÖZÜR DİLERİM.. BU MESAJI BELKİ ALMAYACAKSINIZ AMA DİLEĞİM RUHUNUZ DAİMA HUZURLU VE BERRAK OLSUN. İYİ GECELER..
Merhaba,
Evet yıllar nasıl geçmiş.Daha dün gibi.
Herşey; ‘Yüzünüzde küçükte olsa bir tebessüm bırakmak dileğiyle’ başlayan ve ‘Sizde benim gibi çok sevdim ama sevilmedim DİYENLERDEN SENİZ’ itirafıyla devam eden Semih’in bu İKİ SİHİRLİ cümlesi üzerine başladı.
Bu günse bu siteyi sığındığım bir yuva gibi görüyorum. Hep sadık kaldım. Böylece mesajınız da bana ulaşmış oldu.Özür dilemenize gerek yoktu anlam veremedim.Ama iyi dilekleriniz için teşekkür ederim.
Demek ki Semih, siz, ben ve diğerleri ‘ÇOK SEVDİM AMA SEVİLMEDİM’ diyenlerdeniz ki aynı gemide bir araya geldik.İyi Geceler.
berrin hanım yazılarınız cok güzel sızı tebrık edıyorum tsk ederım yazılarınız bızle paylastgınız için…………..
DAMRA:
İnsan sahip olduklarının ömür boyu elinde olacağına inanır.. Ne garip.. Oysa tek bir nefes değil mi bizi hayata bağlayan tabiri caizse pamuk ipliği.. Gözlerimizi kapatmamızı engelleyen ne, bizi hayata bu kadar sıkı sıkıya bağlı tutan nedir.. Aşk mı? Eğer bu hayatta bazı şeylerin sende tecrübe bıraktığı hissine kapıldığın halde senin en zor durumunda elini tutacak tek bir kişi bile yoksa, ağladığın
ağladığında başını yaslayacak bir omuz bulamıyorsan ama yine de kendine olur olmadık şeyleri delil gösterip bahane uyduruyorsan ummadık anda umulmadık cümleler kurarak ,bütün bunlara rağmen arkanda kırdığın insanların kalpleri sere serpe değilse ayak bastığın yollarda ,umudunun olmadığını iddia ettiğin halde
hala içinde minicik bir umudun olmasından dahi umut duymalısın hayata inat.. Birinin elimizi tutmasını bize destek olmasını neden isteriz? Bu hayat çift olarak yaşamaya göre mi düzenlenmiş.. İnsan tekken nefes alamaz mı.. Bir insan en fazla ne kadar düşünebilir bir diğer insanı, en fazla ne kadar hayalini kurabilir, tokalaşma haricinde hiçbir şekilde elini tutamadığın sıcaklığını
hissedemediğin insanın ellerini kaç defa ellerinde hayal edebilir.. Umut nedir peki.. Olmayacak şeylere bel bağlamak mı yoksa olmasını hayal ettiğin şeyler mi.. Seni ilk gördüğümde önce gözlerine baktım umutsuzdu sanki.. yeni gelmiştim hüzün kokan şehre.. Elini kolunu sallaya sallaya gezen insanların arasında kendimi ne kadar savunmasız hissettiysem şuanda aynı haldeyim.. Bir insan altı üstü bir d
defa gördüğü bir insana ne kadar bağlanabilir…Bunun sırrı senin gözlerindeydi belki de.. Belki ilk tokalaşmaya uzattığın ellerinde.. O an kendimi ne kadar saf hissettiysem şuanda kendimden seni bilerek uzaklaştırdığım için o kadar cellat hissediyorum kendimi .. Kötü bendim sana bağlanırken
kalbimi zorla elinden tutup hayal dünyasından çıkardım bir çocuğun ergenlik hali gibi, hayatın gerçekleri hayal dünyasından acıdır ya . Kötü bendim hayatın sana kattıklarını göz ardı ederek yargıladım seni.. yaşattıkları yaşadıklarım öğretti belki bana bunu.. hayat küçücükken aldı elimden
elma şekerimi benim, annemin duaları hep ıskaladı beni.. Görmek isteyeceğim ne varsa küçüklükten aldı elimden alıştırmadan, yıkıp dökerek yerinde enkaz bile yok şimdi arda kalanların.. O kadar yaşanmışlığı, o kadar yaşanmamış yapan bir beyne sahip, o kadar yaşanmamışlığı, bir o kadar
yaşanmış yapan bir kalbe…Elimde olsa gelir miydim sana.. Yok yine gelmezdim.. yine seçerdim çürük elma gibi kenara ,çünkü benim yaşanmışlığım yok senin kadar .. Benim ellerim senin kadar ele dokunmadı benim gözlerimin içinde seninkiler de olduğu kadar insan boğulmadı .. Kalbim hala ilk
görüşte aşka inanacak kadar saf.. ve bir insanın sana iyi niyetle yaklaşacağına inanacak kadar.. Keşke kalbinin derinliklerinde ne var öğrenebilseydim .. bana dair değil korkma hemen .. bana dair sende bişeylerin olmadığından eminim zaten.. hayata dair ailene arkadaşlarına belki hoşlandığın kıza .. o da
sana benim gibi bakar mı tutmadığı halde ellerini , gözyaşımı silmiş kadar şefkatli bulur mu.. sahilde dolaşıyorduk ..şimdi bu cümlenin öznesi BiZ yüklemi geçmiş zamanya, o zamanda o cümlenin de öznesi BiZ yüklemi geçmiş zamandı.. O zamanlar bu kadar belirgin değildi özneler, yüklemler.. şimdi
nesi var bu cümlelerin. garezi kime. .anlamıyorum … gülmeni bile özledim…şimdi bütün bunları kendime bile itiraf etmeye cesaretim yok. zira aklıma söz geçiremediğim içinde sen suçlusun. geldin .. ne kadar güzel bir cümle ama kısa sürdü geldiklerin gitmelerinden çok daha kısa..
ALLAH İÇİN SEV
Seversen, sevgin Allah için olmalı,
Bir ağacı, bir hayvanı, bir yağmuru ve dünyayı,
Hep zikir kardeşi olarak görmeli,
Onları ve her şeyi Allah için sevmeli.
Allah her şeye kendi özünden vermiştir.
Bir ağaç, bir hayvan ve evren özde birdir.
O halde kem gözle bakmak niye?
Seversen sevgin Allah için olmalı..
Hasan BELEK
06-06-2007
hasan kardeşime sevgilerle……. güzel paylaşımın için çok teşekkürler hasan.
Hiçbir aşk acısı yaşanmadan bitmiyormuş
Her aşk defalarca kal desende tek taraflı bitiyormuş
Önünde diz çöküp yalvarsan bile aşk için geri dönülmüyormuş
Aşk haykırmakmış,nefessiz kalmakmış,sessiz çığlıklar atmakmış,
Geri dönüşü olmayan bir yola sapmakmış,
Aşk yala tebessümler atmakmış başkalarına,
Aşk başkalarını kandırmakmış…
Acısı yaşanmadan sönmüyormuş içindeki ateş,
Diri diri yanmakmış,yüreğini kanatmakmış aşk,
Yastığa başını koyduğunda için için ağlamakmış,sarıldığı seni koklamakmış
Teninin kokusunu özlemekmiş…
Aşk çok büyük yalanmış sevgili,
Dokunduğu elleri yakmakmış
Acıtmadan bitmiyor sevdalar…
Aşk bitmiyor sevgili,öpüşünü sarılışını unutturmuyor sevgili…
Benliğimi bırakmıyor yaramı kapattırmıyor…
Aşk acısı yaşanmadan bitmiyor…
Şimdi yaşanılacak tüm acıların üstüne;
Yemin ediyorum,yemin ediyorum…
Allah kahretsin seni hala çok seviyorum…
Düşüncelerin beni sürüklediği yerde,
O terkedilmiş sevda limanlarının olduğu yerde yakaladın beni..
Yalnızlığın sessizce pusu kurduğu zamanlarda elimden tuttun,
Hep o anları bekliyormuşçasına kendine çektin beni…
Sıcacık bir sarılışı unutmuşken,
Yeniden hatırlattın o sarılışların titrekliğini…
Beni beklide en derinden tutup çıkardın güneşe
O ışıl ışıl parlayan sarıya…
O kadar özlemişim ki hayatı bunu yeni anlıyorum,nefes almayı yeniden tadıyorum sanki…
İşte tam bu noktada sana söz veriyorum
Bana bunları hayatı yeni öğrenmeye başlayan çocuk gibi yeniden tanıştırdığın için
Sana söz;
Söz ki gözlerini her açtığında yanında olacağım
Söz ki her güneşi biz batırıp biz doğuracağız,
Ve sana söz ki hayatımın her dakikasını senin varlığınla yaşayacağım.
Çünkü artık sen olmadıkça ben olmayacağım…
Ölene kadar yanındayım bırakmam….
Kurşunlanmış bir yürekle yürümekti HAYAT
Bu taşlı yollarda..
Hadi bi gayret yüreğim
Son damlanda tükenene kadar
DAYAN…
KÖHNE BİR SEVDANIN ARTIKLARINDAN PAYIMI ALDIM
YİNEDE BU SEVDADAN ÇEKİP GİDİŞİNE Mİ
YOKSA PAYIMA DÜŞENE Mİ YANSAYDIM BİLMİYORUM
BİR SÜRE ÇARESİZLİGİMDE SENİ NESNE OLARAK KULLANDIM
EVET BİTTİ DEDİGİMİZDEN SONRA ETTİGİMİZ KAVGAYLA NOKTALI VİRGÜLLER
KOYDUGUMUZ SEVDANIN NOKTALARINI SON KAVGAMIZDA KOYDUK VE BİTTİ…
SEN GİTMİŞTİN BENDE GİTMİŞTİM BELKİ….
AMA BEN HİÇ GİDEMEDİM
KESİN BİR ŞEKİLDE SÖYLEMEK İSTERDİM SANA BUNU, AMA HEP İMALI ANLATTIM
ANLADIGINI BİLMEDİGİMİ Mİ SANIYODUN ÖYLE İSE YANILIYORSUN….
ŞARKILAR BİTEN AŞKLARIN CENAZE TÖRENLERİ GİBİDİR…
DEMİŞLER…
SENDEN BANA KALAN ŞARKILAR
CENAZEDEN ÖTE BİR ŞEY….
ARTIK ÖLÜYORMUYUM HERGÜN ARTIK ÖLMÜYORUM….
ARTIK BU ÖLMELERİME BİR İKSİR BULDUM, YARAM GEÇMEK ÜZERE…
KİMSENİN BİLMEDİGİ ŞİİRLERİ ESKİTTİM YÜREGİMDE
KİMSENİN BİLMEDİGİ ŞARKILAR BESTELİM….
VE;
UNUTTUM SENİ UNUTMAM GEREKTİGİ İÇİN
BENİ SENİ UNUTMAMA ZORLADIGIN İÇİN….
UNUTMAM GEREKTİ VE UNUTTUM….
ŞİMDİ AKILLARDA TEK BİR SORU
BU OYUN KİMİN KUSURU….
ASLINDA BUNUN CEVABIDA HAVADA ASILI……..
SEVİYORSAN BAŞKASINA ÖZGÜRLÜK VER
EGER SENİ TERK EDİP GİDER VE GERİ GELİRSE SENİNDİR
EGER GERİ DÖNMEZSE BİLKİ HİÇ SENİN OLMAMIŞTIR……
BERRİN KANDEMİR’e ARMAĞAN OLMASI DİLEĞİMLE !!!! 3 SENE SONRA..
GÜLÜN DİLİNDEN
Bir gül gördüm kendimi kaybettiğim sokağın kenarında. Uzunca bir dalı, pembe rengi ve solmaya yüz tutmuş yüzü ile haykırıyordu yüreğime. Değerini yitirmiş birçok şey gibi oda değerini yitirmiş bir sevgili tarafında atıldığının farkında gibiydi. Kırmıştı onu sevgilinin bu hareketi. Madem değersiz olacaktı neden koparılmıştı yaşadığı topraktan. Aklında birçok soru işaretleri vardı ve bu solmaya yüz tutmuş yüzünden hüzünlü acı bir aşk romanının metinleri gibi okunuyordu. Okudukça içim burkuldu ta derinlerden. Öyle kısa ve hüzünlü bir geçmişe sahipdi ki kıyamadım onu öylece kimsesiz bırakmaya. Elime aldığımda dokundu Duygularıma. İlk defa bir çiçek derin bir nefes aldırdı bana. Derin bir iç çektim onun haline ve o anda yaşadığım duygulara. Hani hem ağlamak hem de gülmek arasında kaldığınız o an vardır ya. Hani ne yapacağınızı ne söyleyeceğinizi ya da ne hissedeceğinizi bilemediğiniz o an. Sanki ben kopmuştum dalımdan. Sanki solmakta olan gül değildi bendim. Ona o kadar çok ısınmıştım ki biraz umut vermek için ona ‘’insanlarda koparılıp atılır değerleri bittiğinde anlamını yitirildiğinde bir şeylerin’’ demekten alamadım. Görünüşler farklı olsa bile yaşananların aynı olabileceğini kanıtlamak ister gibi bir halim vardı. Bir gün olurdu her kez koparılırdı sevdiğinden. Her kez tadardı ayrılığı. Her kez yaşardı hüzünü. Ama kimse yaşamazdı onun gibi, bir sevgiliye verilmek için koparılmayı. O duyguyu tadamazdı kimse. Anladım ki o an bu gülde sır kalacak dı. Hem sevgiliye verilmek için koparılmanın acısını, hem de anlamı bittiği zaman bir şeylerin nasıl değersiz olunduğu. Defalarca çay içtiğim bardağa biraz su koyarak yarasını sarmaya çalıştım. Birkaç saat sonra biraz kaldırdı o minicik boynunu. Birkaç kelime söylemek ister gibiydi. İlham oldu içime birkaç kelime, bakarken hüzünlü yüzüme. ‘’ya yüreğim? Onun şifası nedir ?’’ der gibiydi. O an hayat silindi gözümde bir an. Her şey yok olmuş gibiydi. Bir çiçeğe bile cevap verememenin duygusunu hiç tatmamıştım o ana dek. Bir çiçeği damarlarımda hiç hissetmemiştim. Paramparça oluverdi kalbim. Nefret ettim sevgiliden. Neden kopardı ki seni sevdiğinden? O seven olsaydı anlamazımıydı halinden? Nasıl koparırdı, çalardı sevdiğinden. Bunun acısını hiç yaşamamışsıydı? Koparırken hiç mi düşünmedi sevgili için sevgiliyi ayırmanın sonunda ayrılık olduğunu?
Onun tüm hayatı oluvermişti, küçük çay bardağına koyduğum bir iki damlacık su birikintisi. Ve o ölmeden önce vasiyet eder gibiydi. ‘’Eğer bir gün olurda sende koparırsan kendini sevgili için, söyle ona susuz bırakmasın seni’’.
Bir an düşündüm. Onun için su sevgi demekti. Nasıl susuz bir çiçek yaşayamazsa bir insanda yaşayamazdı sevgisiz. Anlamıştım artık yüreğinin dermanını. Dokunmuştum kırılan kalbini kıran taşın sertliğine. Un ufak oldu gözümde her şey. Onun dermanı yoktu. Ne sevdiğine dönebilirdi artık nede hayatına…..
İnsan oynamamalı duygularla. Sevmesini bilmiyorsa sevmemeli. Kolay iş değildi bu. Sevgiliyi koparıp hayattan, yüreğine ekmek. Onu sevgi ile aşk ile beslemek. Damarlarında ki her damlada, kanda onu hissetmek. Onun Mutluluktan çiçek açmasını sağlamak. Aşkın ile kokular saçmasını sağlamak zor işti. Bir an boynunu bükse, onu kaybetme korkusu ile yaşamak zor işti. Ama Aşk bunların hepsini üstlenmek değimli? Karanlık da güneş, ümitsizlik de ümit, hüzünde mutluluk, ağlayınca da güldürebilmek değimlidir aşk!
Şimdi günlerim onun soluşunu izleyip de elim kolum bağlı bir şekilde onun yok oluşunu izlemekle geçiyor. Biraz daha boynunu bükse gözyaşlarım akıyor içimdeki denizlere. Ve o denizdeki anı gemilerine yenileri ekleniyor zaman zaman. İnsan koparmamalı yüreğine dikemeyeceği hiçbir çiçeği. O ayrılık günahına karışanlardan olmamalı hiçbir zaman. Koparılanın sadece bir çiçek olmadığını bilmeli. Nasıl bir daldan düşüyorsa yaprak, nasıl bir fidandan koparılıyorsa çiçek, nasıl düşüyorsa göğün göğsünden damlalar, düşenin sadece bir damladan ibaret olmadığını, her damlanın sevgiliden ayrılmak demek olduğunu fark etmeli. Her gözyaşının aslında ayrılıktan ibaret olduğunu öğrenmedi mi daha? Giden her ne ise, onun için değil mi bu gözyaşlarımız. Yeri gelir mutluluk giden olmuştur, yeri gelmiştir huzurdur giden ve yeri gelmiştir bir sevgilidir ister istemez seni terk eden. Gözünden düşenler her zaman ayrılık ateşini söndürmek içindir daima. Göğsünden yüreğinden kopan her bir damla dır, göz bebeklerini sulandıran. Eğer sensen bunları yaşayan, eğer vicdanınsa konuşan, eğer sensen ayrılıkla zamansız tanışan, yeter artık koparma bir çiçeği dalından. Ayırma göz yaşlarını o nazlı bebekten…..
Hasret çeken her varlığın hakkıdır kavuşmak sevdiğine. Yere düşen her tohumunun hakkıdır toprağa dikilip fidanlaşmak. Gökyüzünden düşen her damlanın hakkıdır toprağa karışmak. Ve bir fidanın canı olmak. İçinde yanan her ateşin hakkıdır içini kavurmak. Senin hakkındır o küllerden yeniden doğmak. Yaşanılan her olaydan hakkındır anılar toplamak. Ama hakkın değildir sevgiliyi sevdiğinden alıkoymak,ayırmak…. ( EraY ÇeLiK)
Armağan için teşekkürler.
İnce ve manalı bir anlatım.Ben de hep o çay bardağına gülün yarasını sarabilmek için su koymayı seçenlerdenim.
Sevgili için kendimi koparmadım.Dalımda mağrur ama yalnız kalmayı seçtim. Tek kendimi ayrı koydum ki sevgiliyi sevdiğinden ayrı koymuş olmayayım diye.
Gerçek sevgilerin kaderinde hep ayrılık oluğuna inanırım. Kısaca sevgimizi ifade ederken sığındığımız gülün kaderi gibi.
‘Gülün Dilinden’- okuduğum en anlamlı cümle;
‘Aşk bunların hepsini üstlenmek değilmi ?’
sorusu oldu.Sıralanan o zor işleri başarabilmek dileğiyle.
değerli kardeşim ne kadarda güzel anlatmışsın değer bilmenin açılımını insan sizin düşüncelerinizi okudukca hayatı yaşamı daha çok seviyor değer verilmesi gerektirdiği kişiyi değerince yaşatıyor sevmeyi sevilmeyi öğreniyor HAYAT BOYU YAŞAMINIZIN DİLEDİĞİNİZCE OLMASINI DİLERİM
Sayın Berrin Kandemir !
Sizin kalbiniz bir defa sevmeyi seçen bir kalp. Saygıyı hak eden insanlardan biri olduğunuza inanıyorum. Sevgi kadar güçlü bir duyguyu Aradan Üç sene Geçmesine Rağmen hala içinizde tutmayı başarabilmissiniz. Övgüyü hak edenlerdensiniz.
‘Gerçek sevginin kaderinde daima ayrılık olduğuna inanlardanım’ diye yazmışsınız. Eğer Gerçek sevginin kaderinde ayrılık olmuş olsaydı, sevmenin hiç bir anlamı kalmaz ve sevgi kelimesini bir nebze tatmak için kalpler bu kadar acıya razı olmazdı. İki insanı Tek yapabilecek bir duygu varsa o da ”sevgi” dir. Tek vicud yapar insanları.
Sevginizi imkansız hale getirenin ne olduğunu bilmiyorum ama, sevilen seven tarafından bazen öyle bir kusursuzlaştırılırki, en küçük hatayı bile ona yakıştıramaz ve bu sevende büyük bir hayalkırıklığına sebeb olur.
Umarım bu kadar sevdiğiniz bir insanı kaybetmenizin sebebi hatalar değil, aşamadığınız başka bir problemdir.
EĞER HİSSEDİLEN SINIR ÇİZEBİLİYORSA ETRAFINA, O AŞK SIFATINI KISKANMIŞ, AŞK ŞEKLİNE GİRMİŞ YALANCI BİR DUYGUDAN İBARETTİR..
Yazdıklarımı Doğru anlamanız dileğiyle.
SON SÖZÜN NE OLURSA OLSUN, O DAİMA ELVEDA ANLAMINI TAŞIR !
İstesende istemesende bazen sevdiğine elveda demen gerekir o an. Bir tek kılına bile zarar gelmesini istemediğin, bir göz yaşına dünyaları yaktığın o sevgiliye veda etmek zorunda kalırsın. Sebebler fazla bir önem taşımaz o an. Yapman gerekenin o olduğuna inanırsın ve yaparsın. İçini parçalarsın. Kopar gidersin hayattan. Ama o her daim içinde yaşamayı bilir sen izin verdikçe. Bazen ona elveda derken dokunamassın bile. Boğazında düğümlensede bir çok şey oradan ilerisine gidemessin asla. Gözlerine bakarsın uzun uzun o son sözü söylerken. Aslında çok şey söylersin o an. Ama Hiçbir zaman duymayacagı şekilde, içinden haykırarak gitme diye. Verdiğin her söz sıra sıra gözünden kaymaya başlar. Gitme der gibi. Sevdiğinden ayrılmanın acısını tattığında damarlarında her bir hücrenin yapma diye yalvardığını duyarsın. Yapma onsuz olmaz. Son sözünü söyleyebilirsen sevdiğine onu nekadar sevdiğini kendine sormayı unutma. Çünkü gerçekten seven insanlar son sözü asla söyleyemezler isteselerde. Bir bakıştır onlar için elveda. Gözden düşen bir iki damladır kimisine göre. Kimisine göre kapanmaktır dizlerine. Ama giden her zaman bedenler olur bu seneryoda. Sen ne yaparsan yap, hangi kelimeyi söylersen söyle, istediğin kadar elveda dememeye çalış istersen, ama son söz elveda anlamını daşır her zaman….
keşke yazabilse insan her hissettiği duygunun tarifini. Ya da çizebilse o an gördüğü düşlerin resimlerini. Keşke duyabilselerdi dersin içinden duyabildiklerimi. Zamana bakışını, çalan şarkılarda notaların kalbine her dokunduğunda bıraktığı çizgileri görebilselerdi dersin. Ve o keskin acımasız çizgilerin kalbine kazıyıpda yazdığı ismi. Bu hayat Yalnız yaşanır. Yalnız doğar insan ve ölür. Bu kadar olsa keşke herşey ama değil. İçinde yaşadığın o tek kişilik dünya varya hani. Ne düşündüğünü ne hissettiğini ne gördüğünü hayallerinde neler kurduğunu göremedikleri bilmedikleri o dünya varya işte orada bulursun kendini yapayanlız. Kimse bilmez yaşadıklarını arzuladıklarını. Sana özel bir oda gibidir orası. Sadece sende bulunur altından olan kapısının anaktarı. Kimseye veremessin paylaşamassın yediğin pamukşeker gibi onu asla. Çevrende tanıdığın her karakteri raflara koyarsın. Tane tane tanırsın önce. Her birinin ağırlığını kendine özgü bir kantarla tartar ve ağırlığı kadar değer biçersin. Verdiğin değer kadar derine işlersin onu. O kadar çok insan varki hayata misafir olan. Her birinin içinde ne fırtınalar kopuyor bunu merak edersin çoğu zaman. Bazen dersinki keşke insanların içini görebilseydim. Keşke düşüncelerini okuyabilsydim. Onların içini görebilseydim. Bunu sana söylettiren ya ihanettir Ya da şüpe daima. Yakar insanın içini. Kavrulursun an an. Hiçbirzaman cevabını alamayacağın sorulardır bunlar. Ne kadar sorsanda karşındakine doğru cevap verdiğini bilemeyeceğin sorulardır bunlar. ( eray ÇeliK)
Sayın Eray Çelik
Teşekkür ederim yine aynı saygılı anlatımınızı okurken bir yanlış anlaşılmayı düzelteyim.
Benim sevgi konusunda kendimle sorunum yok.Yani imkanlı -mkansız sevgi muhasebesini kapatanlardanım. Yüreğim kuş gibi özgür.
Sevgi konusunda serzenişim olduysa genel olarak beyler ve bayanları için olmuştur.Hepimizin cevap arayıpta bulamadığı ayrılıklar için.Üstüme vazife edindim işte.
Size katılıyorum.Sevgi tek vücud olmaktır.
Kendi adıma tek vücud olduğum sevgim olmadı diyelim.Ama olabilirliği ihtimali varken buda sorun değil diyeceğim tabi ki.
Gerçek sevginin sonu ayrılık derken; saf sevgileri yüreklerinde kirletmeden taşıya bilmeyi başaran kullarının yüce mevlam tarafından
- bu dünyada ki göreviniz bitti dercesine cennetine alındığı – düşüncesine sahip olduğumdandır.
(leyla-Mecnun, Kerem-Aslı, Ferhat-Şirin vb. sonu hep kavuşamama .Ama aslında gerçek kavuşanlar onlar.)
Sevmek için dünyaya geliyoruz.Sevdiğimizi yaratandan ötürü sevmeyi başardığımızda gerçek kavuşma bu oluyor sanıyorum.
Saygılar bizden olsun.
Sayın Berrin KaNDEMİR,
Cevaplarınız için teşekkürlerimi sunarım. Yorumlarınızı okudukça daha anlaşılır ve daha net olarak söylemek istediklerinizi anlayabiliyorum. Bazen sadece sizi konuşturmak için cevap yazabileceğiniz türden size soru sorar gibi metinler yazmamı af buyrun. Ama yorumlarınız gerçekten içten olduğu için yapıyorum bunu.
Bazen sevgi konusunda ve aşk konusunda kendi ırkımı bile anlamakta acizlik çekiyorum. aşk sevgi kelimeleri o kadar hafife alınacak kelimeler değil. söylemesi kolay hissetmesi zor olan bu duyguyu hak edene verebilmek ve hak eden için birşeyleri tüketebilmeyi bilmek gerekir. burdaki en büyük sorunlardan biride aşk kelimesinin kimde nasıl bir etkiye yol açtığını ve aşkı nasıl tanımladığını bilememek. bu üzücü.. Bazende bunu bilmek üzücü..
”Sevmek için dünyaya geliyoruz.Sevdiğimizi yaratandan ötürü sevmeyi başardığımızda gerçek kavuşma bu oluyor sanıyorum”
Bunu başardığınızda kimine göre hayal, kimine göre rüya olan aşk duygusunu çırılçıplak olarak görebileceğiniz başka hiç bir yerin olmadığını düşünüyorum. Gerçek aşkı ancak aşk olduğunuzda tadabilir ve aşkın damarlarında dolaşabilirsiniz… En azından buna inanıyorum..
En güzel Duyguların Kalbinizi ısıtması dileğiyle…
Susma, içimdə təlatüm var,
susma, başımda fırtınalar.
hüzünlüyəm, susma.
susma,
sevdiyim hər kəsdən qaçdım.
qaçdım məni sevənlərdən.
susma, dərd içimi əzir
yoruluram susqunluqdan
çıxıram adamlıqdan
Baxma
belə baxma.
Susma,
Mənim hüzünlü anlarda
bir az danışmaq
bir az səni dinləmək kimi istəklərim var.
Mənim tənha gecələrdə,
kişilərə yaraşmayan
ağlamaq,
qışqırmaq kimi vərdişlərim var.
Susma,
bir şey danış
özündən,
məndən,
sevgidən
Sənin və mənim olmayan
hər şeydən, danış.
susma içimi dərd oyur,
ağrıdan alnımdakı damarlar
ilan kimi qıvrılır.
yum gözünü,
baxma
belə baxma.
Yanğın var içimdə, susma
yoruldum rəsminlə danışmaqdan
ağlamaqdan yoruldum
səni düşünməkdən
və rəsmini sevməkdən bezdim.
bezdim insan olmağımdan
sənsiz qalmağımdan
susmağından bezdim, susma
susma,
içimdə hüzn var,
dərd içimi oyur,
yoruluram baxışından
baxma.
Sənin susqunluğundan,
dəli ola bilərəm,
baxma
belə baxma.
sənin lal baxışından
baxışından
ölə bilərəm…
susma.
sevgi..içinde okadar çok şey saklı ki bu 5 harf. hayatın kendisi aslında konuşan bi ayna gibisin onunla sana cvp veren duyguları olan sen düşünürken o söleyen onsuz nefesin kesildiğini hisetmen kalp ritminin bozulması gibi bişey.. sensizde mutlu olduğunu bilip mutlu olman onu yaşaman yaşatman içindeki bir sen ile konuşman yalınca tüm çıplaklığıyla iyi kötü paylaşabilmen dile dökebilmen. onu severken sahiplenmeden boğmadan tamamen özgür brakarak sana akmasını beklemen sabırla. imkansız dediğin zamanı onunla kendine zaman ayırabilmek yani zamandan çalmak başkaları için değil kendin için bişeler yapmak kendini yaşamak ( onunla onu yani kendini) gözlerinin konuşması sana her heyecanı her duyguyu akıtması hiç konuşmaya gerek duymadan ifadeler sölenimler ne kadar zayıf kalacağını bildiğinden susmak. evt sevgi, hayattır. kalabalıkta yada yalnızken yaşamak yaşatmaktır. kısaca sana sunulan hayatı taşıyabilmek ve kendini yalınca sunabilmendir sevgi. sorgusuz hesapsız tamamen güvenerek.. yıllar geçsede bi zamanlar dememektir ve her andığında kalbinin titremesi ritmin hızlanmasıdır..
Zaman nedirki gelir gecer derler zaman gelıp gectıgınde neler goturdugunun farkına varırmıyız kı acaba nelerımızı aldı bız ıstemeden nelerı göturdu haberımız olmadan kımı cok sevdıgımızı kımı hıc sevmedıgımızı ıyı veya kotu herseyımızı gulun solmasına suyun donmasına benı böyle yanlız bırakmaya senı böyle aglatmaya daha neler neler önemlı olan yazılanlar degıldır anlatılanlar yasananlar degıldır bence önemlı olan Yazamadıklarımızdır anlatamayıp hep hayalını düşünü kurtuklarımızdır …… tşkr herkeze
ÇOK GÜZEL YAZILAR
BEN SENİ YANLIĞIN LA SEVDİM
BEN SENİ SESSİZLİĞİN LE SEVDİM
BEN SİNİ BENİM GİBİ TEK TABAN CA TAKILMANLA SEVDİM
BEN SENİ BİŞEY BEKLEMEDEN SEVDİM AŞKIM
AMA SEN BENİ HİÇ SEVMEDİN Mİ
sevgi anlamını iyi bildiğimiz ama yaşamaktan korktuğumuz değilmidir.. mutluluğu bizi en doruğa ualaştıracağını ama acısınında bizi tepe taklak edeceğini bildiğimizden geri adımlar atığımız değilmidir.. yazamadıklarımız anlatamadıklarımız aslınada yaşamaktan
korktuğumuz şeler değilmidir…
Benim için bir şeyler ifade ediyorsun sanırım Uykuya dalarken ellerimiz birleşti.Çok,o kadar çok korktum seni kaybetmekten, Öyle güzelsin ki,Nefes alışını dinlemeye doyamam, Sen olamadan birşey istemem, duyuyor musun Biz hayal ederek başladık,Yolumuz talihe,Günümüz uzundu ve kahkahayla doluydu. Zaman kavramı olmadan yaşadık,Ne yılları düşündük, ne dakikaları Çocuklar gibi mutlu olduk. Biz sadece sevdik,Parladık lambalar gibi. Sen sanki başka gezegenden,hiç kimseye benzemezsin. Senin hakkında konuşurken tüylerim diken diken. Hep kendimizle kaldık,okadar memnunum ki Biz basit çocuklarız, leyla ile mecnun değiliz.. Birbirimizi düşünüyoruz,Seviniyoruz,hayattayız diye Hayaletler gibi,Alındaki çatlaklar Bana sorarsan,bir sırrım var mı diye, Derim ki,
mutluyum,Çünkü, sen varsın Hep birlikte olacağız, dinle Bu dünyada sen olmadan,birşeye ihtiyacım yok Gökyüzüne müteşekkirim, Kadere müteşekkirim.. SELİN.
evt
Arkadaşlar hepinizin yüreğine sağlık.Yazılarınız ve yorumlarınız çok güzel olmuş. Allah hep böyle güzel düşünerek yazmayı ve de yorumlamayı hepimize nasip etsin.